Anasayfan Yap | Favorilerime Ekle
2010 Şubat | Sohbet , Sohbet odaları , Chat

Özlü Sohbet odalari

Sohbet – Chat – Eğlence Mekani

Şubat 2010 iin arsiv

Resimli Komik Fıkralar

Yazan: admin Tarih: Şub 28th, 2010 | Kategori:: Güzel komik fikralar
(FIKRALAR)
(Küskünler) Temel ile dursun küsmüşler. Dursun köpeği ile geziyormuş.
Temel   Ha bu eşekle ne gezersin
Dursun   Görmüyor musun o köpek
Temel    Sen sus  köpeğe söyledim” demiş

(Yavaşla )
Temel tüm trafik kurallara uyan bir vatandaştır. Bir gün otobanda giderken yolda karşısına bir tabela çıkar. Tabelada “Yavasla 100″ yazar. Temel hızını 100′e düşürür. Sonra belli bir süre gittikten sonra “Yavaşla 70” yazar. Temel hızını 70′e düşürür. Sonra  Yavasla 50  yazar  Temel hızını 50 ye düşürür.Yalnız yanından arabalar vızır vızır geçmektedirler. Sonra devam eder  Yavaşla 30″ “Yavaşla 20   Yavaşla 10″en sonunda  Yavaşla 5″ yazar. Temel hızını 5′e düşürür ve devam eder. En sonunda karşısına bir tabela çıkar:
“Yavaşla Kasabasına Hoş Geldiniz”

(Semsiye)
Bir Amerikalı  bir Rus ile Temel otelde kalırken gece yarısında yangın çıkar.Panik içinde üçü de yukarı katlara koşar  ama kurtuluş yok. Çaresizlik içinde Amerikalı odada duran bir semsiye bulur  “Başka şansım yok  diyerek şemsiyeyi açıp atlar.
Semsiye sağlam çıkar. Onu paraşüt gibi kullanarak Amerikalı sağ salim yere varır.Bunu gören Rus yandaki odada başka bir şemsiyeyi bulup paraşüt gibi kullanarak o da kurtulur. İkisi de yukarıya bakarak merak içinde Temel’i beklerken yakınlarına hızla düsen bir cisim birden bire yere çarpar. Gidip bakarlar: Temel’miş. Hayatta ama her tarafı kırık. Amerikalı “Ne oldu   diye sorunca Temel  “Şemsiyeyi bulamadım. Ama dolapta yağmurluk vardı”

(Kurusun) Bir gün doktorlar tımarhanede yaptıkları araştırmada en akıllı deliyi seçeceklermiş. Delilerden biri bahçede bulunan havuza düşmüş ve boğulmak üzereymiş. Diğer deli de havuza düşen arkadaşını kurtarmaya çalışmış. Bunu gören doktorlar arkadaşını kurtaran deliyi yanlarına çağırmışlar ve  seni en akıllı seçiyoruz  demişler. Doktorlardan biri: “Peki kurtardığın arkadaşını çağır da sana teşekkür etsin  demiş. Deli: “Gelemez ki  Doktor   Neden gelemezmiş   Deli   Çünkü kuruması için onu astım
(Karne) Baba  ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. “Allah allah dönem ne çabuk bitmiş…  diye düşünür ve oğluna seslenir:
-”Getir bakayım şu karneyi!”
-”Al baba.
Adam karneye bir bakar ki  beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf.
-”Bir dediğini iki etmiyoruz  bilgisayar dedin  bilgisayar aldık  İngilizce kursu dedin İngilizce kursuna gönderdik  gitar kursu  müzik aletleri  ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali  rezalet
-”Baba… O benim karnem değil ki  senin kitaplarını karıştırıyordum  birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum

(FIKRALAR)
Senin yaşındayken Baba çocuğuna
- Oğlum Atatürk senin yaşındayken sınıfının birincisiydi demiş. Çocuk babasına:
- Senin yaşındayken de Cumhurbaşkanı idi.

(İyilik) Öğretmen minik öğrencilerine derste  iyilik yapmanın büyü bir erdem olduğundan bahsetmiştir. Hepsine iyilik yapma aaaai verir. Ertesi gün ilk sıradaki öğrenciden başlar:
- Oğlum dün nasıl bir iyilik yaptın?
- Yaşlı bir teyzeyi karşıdan karşıya geçirdim.
- Çok güzel evladım kutlarım.
Yanındaki öğrenciye döner.
- Sen ne yaptın
- Ben de arkadaşıma yardım ettim.
- Dayanışma güzel şeydir seni de kutlarım.
Diğer bir öğrenciye:
- Sen ne gibi bir iyilik yaptın
- Ben de bu iki arkadaşa yardım ettim.
Öğretmen şaşırır:
- Bir kadını karşıya geçirmek için çok değil misiniz?
Son kalkan öğrenci
- Kadın karşıya geçmek istemeyince az bile geldik!

(Hangi okulda) Ahmet okuldan eve çok mutlu bir halde gelir. Annesi bu mutluluğunun belli bir nedeni olup olmadığını öğrenmek ister ve
-Okulda neler yaptınız anlat bakalım  acayip neşeli görünüyorsun…
- Patlayıcı madde imal ettik.
- Peki  yarın ne yapacaksınız okulda
- Hangi okulda?

(Eksik para) Küçük çocuk bakkala öfaaale sordu:
-Neden hep küçük yumurta veriyorsun?
-Taşınması kolay olur da ondan.
Çocuk eksik para verip yumurtaları alıp giderken bakkal seslendi:
-Ama sen eksik para verdin!
Çocuk gülerek:
-Sayması kolay olur da…

(Mazeret)
Temel askerliğini yapıyormuş. Bölükte kırk ere izin vermişler. Geç kalırlarsa çadır hapsi varmış  ancak iyi bir mazeretleri olursa affedileceklermiş. Kırk kişiden otuz dokuzu da geç kalmış  hep aynı mazeret:
- Atla istasyona celeydum. At çatladi tren kaçtı  geç kaldum.
Derken kırkıncı da tamamlanmış Temel’e sıra gelmiş.
- Senin de mi atın çatladı  diye sormuşlar.
- Hayır  demiş. Yoldaki otuz dokuz at leşini geçemedum.
(FIKRALAR)
Ormanın güzelliği
Temel ile Dursun ormanda kamp kurmuşlar. Bir ara Temel Dursun’a seslenmiş
- Dursun şu ormanın güzelliğine bak…
Dursun söyle bir etrafına bakmış
-Ağaçlardan bir şey göremiyorum ki…

(Süper benzin)
İki deli  yolda giderken bir direksiyon bulunca çok sevindiler. O sevinçle saatte 160 kilometre hızla uzunca bir süre yol aldıktan sonra benzincinin önünde durdular. Arabayı süren:
- On bin liralık  dedi  süper olsun.
Benzinci ikisini de tepeden tırnağa süzdükten sonra
- Gidin başımdan   diye bağırdı  sizin cıvatalarınız gevşek!
İkincisi  araba kullanana döndü
- Gördün mü? Araba masraflı olmaya başladı bile!

(Çoğunluğun söylediği) Doktor  akıl hastanesindeki hastalarından birini sorguya çekiyordu.
- Oldukça sakin de görünüyorsun dostum. Seni ne sebepten buraya getirdiler
- Çok basit. Ben herkesin deli olduğunu söylüyordum herkes de bana deli diyordu.
- Sonra ne oldu?
- Ne olacak.  Çoğunluğun söylediği kabul edildi.

(Karne:) Ahmet’in karnesinde Matematik ders notu başarısızdı. Annesine sordu:
- Anneciğim  Matematik notum pekiyi olsaydı ne yapardın
- Sevinçten çıldırırdım!
- Öyleyse korkma anneciğim  çıldırmayacaksın. Çünkü Matematikten zayıf aldım.

(Kayık )
Balığa çıkacak olan Lazlar konuşuyorlarmış
- Dün balık avladığımız yeri işaretledin mi
- Evet  kayığa işaret koydum
- Ne yaptın sen! Ya bugün başka kayıkla balığa çıkarsak
(FIKRALAR)
Bir bardak su
Bir adamın 3 tane oğlu varmış. Babası  en büyük olana
- Oğlum bana bir bardak su getir.
En büyük de ortancaya demiş.
- Babama bir bardak su getir.
Ortanca da en ufağına demiş
- Babama bir bardak su getir.
En ufak hemen atlamış.
- Baba bunlardan sana hayır yok. Kalk kendi suyunu kendin iç  bir bardak da bana getir.

(Bir soru )
Öğretmen öğrencilere söyler
- Size bir soru soracağım.
Ayşe’yi kaldırır.
- Tavuğun kaç tüyü vardır
Ayşe
- 1993 öğretmenim der
Öğretmen:
- Nerden bildin?
- Hani bir soru soracaktınız der.

(Yapışmış) Akıl hastanesinin müdürü hastaların odalarını dolaşıyormuş. Bir odaya geldiğinde bakmış tüm hastalar zıplıyor.
Müdür sormuş
- Bunlar niçin zıplıyorlar
Yardımcısı cevap vermiş
- Müdürüm bunlar kendilerini patlamış mısır sanıyorlar.
Müdür bakmış biri zıplamıyor. Tam onu akıllı zannedecekmiş ki
Akıl hastası
- “Ben buraya yapıştım  kurtarın beni  demiş.

(Akıllı çocuk) Annesi kümesin önünde duran Sevim’e
“Kızım ne yapıyorsun
“Tavuklara kaynar su veriyorum.
“Neden
“Haşlanmış yumurta yumurtlasınlar” diye

Yapışmış Akıl hastanesinin müdürü hastaların odalarını dolaşıyormuş. Bir odaya geldiğinde bakmış  tüm hastalar zıplıyor.
Müdür sormuş
- Bunlar niçin zıplıyorlar
Yardımcısı cevap vermiş
- Müdürüm bunlar kendilerini patlamış mısır sanıyorlar.
Müdür bakmış biri zıplamıyor. Tam onu akıllı zannedecekmiş ki
Akıl hastası
- “Ben buraya yapıştım  kurtarın beni  demiş
FIKRALAR
Ne zamanan kadar ? Hoca’ya sormuşlar
- Hocam bu insanların doğum-ölümü ne zamana kadar sürecek?
Hoca:
- Cennet ve Cehennem dolana kadar” demiş.

(Hatim bile indiririm) Nasrettin Hoca’ya karısı bir akşam:
- “Sen benim yüzüme bakarak sadece besmele çekiyorsun” demiş.
Hoca
- Eee ne olmuşki?
Karısı
- Halbuki imam efendi karısının yüzüne bakınca Yasin-i Şerif okuyormuş;
Hoca gülmüş
- “Senin yüzün o kadar güzel olsa ben hatim bile indiririm” demiş.

(Cennet Dolup Taşmış) Bir gün padişah Nasreddin Hoca’ ya sormuş. Hocam ben ölünce cennete mi gideceğim yoksa cehenneme mi  söyle bakayım? demiş.
Hoca padişahtan korkmadan
-Cehenneme gidersiniz padişahım? demiş.
Padişahın sinirden sakalları titremiş.
Bu durumu gören Hoca
-Kızmayın padişahım ben aslında size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin cellatlarınızın kılıçlarıyla ölen suçsuz kişilerden cennet dolup taşmış. Bu yüzden cennete sığmazsınız diye cehenneme gidersiniz dedim demiş.

Hepsi bu kadar mı??? Küçük Aylin’e teyzesi bir milyon lira vermiş. Küçük kız birşey demeden parayı cebine atmış. Bunun üzerine annesi söze girmiş.
-Aylin  teyzene ne demen lazım?
Aylin cevap vermemiş. Anne bunun üzerine yardım etmek istemiş.
-Baban bana para verdiği zaman ben ne diyorum?
Birden gözleri parlayan Aylin:
-Hepsi bu kadar mı? diye atılmış.

Büyüyünce ne olacaksın? ? Öğretmen öğrencilerine soruyordu
- Fatma büyüyünce ne olacaksın
- Hemşire olacağım öğretmenim
- Sen ne olacaksın bakalım Mehmet
- Subay olacağım öğretmenim.
- Sen Hasan?
- Öğretmen olacağım.
Sıra Tayfun’a geldi
- Tayfun sen büyüyünce ne olacaksın
- Ben mi
- Emekli olacağım öğretmenim!
(FIKRALARFIKRALAR)
(Uçak) Temel uçakla Trabzon’a gidecekmiş. Bir koltuğa oturmuş… Asıl yer sahibi gelmiş;
Yer sahibi: Beyefendi burası benim yerim kalkar mısınız?
Temel: Hayır
Yer sahibi : Beyefendi burası benim yerim kalkın
Temel  Hayır
koltuğun sahibi hostese bas vurmuş.
Hostes  Beyefendi burası sizin yeriniz değil  kalkar mısınız lütfen
Temel  Kalkmam
Hostes de çare bulamayınca kaptana bas vurmuş. Kaptan  Temel’in kulağına bir şey fısıldamış ve oradan kaldırmış. Temel arka taraf geçip oturmuş  Herkes hayret etmiş. “Biz bu kadar uğraştık kalkmadı acaba Kaptan nasıl kaldırdı bunu  demişler. Dayanamayıp sormuşlar kaptana
Kaptan
- “ Burası Trabzon’a Gitmez.  dedim.

(Şaka) Nasrettin hoca pazarda dalgın yürüyormuş. Etrafındaki esnaflarla selamlaşıyormuş. Bu sırada ensesine bir tokat yemiş. Hoca tökezlemiş  bir kaç adım sendelemiş. Neyse toparlanıp sinirli bir şekilde arkasını dönmüş.
Bir bakmış ki hocanın 2 katı kocaman bir adam. Hoca durmuş bir yutkunmuş öncesonra:
Hoca   Bana sen mi vurdun  demiş adama.
Adam   Ben vurdum ne olacak  demiş.
Hoca   Şakadan mı vurdun ciddi mi   demiş
Adam: Ciddi vurdum ne yapacaksın
Hoca: Aman aman  öyle olsun… Çünkü şakadan hiç hoşlanmam da …

(Haksızlık) Öğretmen  iki öğrencisine kızar ve ellişer kez adlarını yazmalarını söyler. Öğrencilerden biri bu karara itiraz eder:
-Öğretmenim  bu haksızlık olur.
-Neden haksızlık olurmuş
-Onun adı Ali  benimki ise Abdurrahman

(İmza) -Babacım  karanlıkta yazı yazabilir misin
-Sanırım  Ne yazmamı istersin
-Karneme adını yazıp imza atar mısın


Çoğalır İçimde GüL Bahçeleri

Yazan: admin Tarih: Şub 28th, 2010 | Kategori:: Resimli şiirler ve yazılar

SENİ DÜŞÜNSEM
Ne zaman seni düşünsem,

Çoğalır içimde gül bahçeleri
Gözünün baktığı yerde
El değmemiş tomurcuklar uyanır sevdama Mavi denizi  yüce dağları daha bir sever olur gönlüm

Ne zaman seni düşünsem Güneş yeniden doğar üzerime Yıldızlar sevişir gökyüzünün gönül bahçelerinde Sevda ırmağında boğulur öpüşlerim Seninle uyur  seninle uyanır düşlerim..


SiyahLa Yaşamak

Yazan: admin Tarih: Şub 27th, 2010 | Kategori:: Resimli şiirler ve yazılar


Biraz karamsar oLacak ama

Siyah bir eLbise aLdım daha geçenLerde .
Herkes sordu bana
Bu eLbisenin rengi neden böyle
Bir cevap için yordumsada kendimi
AnLamazLar diye korktumda
SöyLeyemedim bir türLü
Sebebi  YanLızLıktır” diyemedim.

Siyah iLe yanLızLıgı
BuLuşturdum bu eLbisede
Benim de hayatım
MaLasef budur işte .

SoLuk ve renksizdir siyah
Bir acı   matem havası
İnsanın içini karartan
ÖLümün ve yanLızLıgın sesi .

Can bir kuş gibi durmuyor ki yerinde
Keşke dursaydı
kaLırdım hep bir köşede
O köşe başında soguk bir direk
Ve ben onun yerinde

Bir gün …
Siyah siyah atarken okuLa adımLarımı
Siyah ayakkabıLarımLa
Yine siyah hayaLLere daLdım
Siyah gözLerini görürüm belki
DüşüncesiyLe…

Siyah benim işte
Siyah benim YanLızLıgım
Siyah benim can dostum .

Siyah bir eLbise aLdım geçenLerde
Siyah ve yanLızLıgımı buLuşturdum
Bu eLbisede…

Siyah korkutur asLında beni
Siyah yaşartır gözLerimi
Çünkü hatırLatır siyah
Her gördügümde seni .

Yani anLayacagın
SiyahLa yaşamak benim işim .

BiLesinki
SiyahLa yaşamak
Sana düşme be
Küçük zaLim …


AyrıLığın Hediyesi

Yazan: admin Tarih: Şub 27th, 2010 | Kategori:: Resimli şiirler ve yazılar

(αуяıℓıqıη)- (нє∂ιуєѕι)

Şimdi saat sensizliğin ertesi
Yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın
Avutulmuş çocuklar çoktan sustu
Bir ben kaldım tenhasında gecenin
Avutulmamış bir ben…

Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
Ki bu yaşlar
Utangaç boynunun kolyesi olsun
Bu da benden sana
Ayrılığın hediyesi olsun

Soytarılık etmeden güldürebilmek seni
Ekmek çalmadan doyurabilmek
Ve haksızlık etmeden doğan güneşe
Bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
Mülteci isteklerim oldu ara sıra  biliyorsun…
Şimdi iyi niyetlerimi
Bir bir yargılayıp asıyorum
Bu son olsun be… bu son olsun!
Bu da benim sana
Ayrılırken mazeretim olsun!

Şimdi saat yokluğunun belası
Sensiz gelen sabaha günaydın!
İşi-gücü olanlar çoktan gitti
Bir ben kaldım voltasında sensizliğin
Hiç uyumamış bir ben…

Şimdi dişlerimi sıkıp
Dudaklarıma kanamayı öğrettim
Ki bu kızıl damlalar
Körpe yanağında bir veda busesi olsun
Bu da benden sana
Heba edilmiş bir aşkın
Son nefesi olsun..

Kafamı duvara vurmadan
Tanıyabilmek seni
Beyninin içindekileri anlayabilmek
Ve yitirmeden  yüzündeki anlık tebessümü
Bütün saatleri öylece durdurabilmek için
Çıldırasıya paraladım kendimi
Lanet olsun!
Artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
Olsun be! ne olacaksa olsun!
Bu da benim sana
Ayrılırken şikayetim olsun

Gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun
Her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun
İsterim sen de yan ömrüne hep ağla
Hep ağla bu benden son dua
Bu benden Ayrılığn ın Hediyesi olsun